Türkiye`nin Paylaşılması Hakkında Yüz Proje - 17.94 TL

...Featuring Norah Jones

132.93 TL189.9 TL

Zoolander - Zırtapoz

10.04 TL14.99 TL
%22 İndirimliTürkiye`nin Paylaşılması Hakkında Yüz Proje

Türkiye`nin Paylaşılması Hakkında Yüz Proje

Yeni Fiyat
17.94 TL
Eski Fiyat
23 TL
Mağazaya Git

Tarihçi Albert Sorel, "Doğu sorunu Türklerin Avrupaya girmeleriyle başlamıştır" demişti; buna o tarihten itibaren Türkleri Avrupa'dan atmak için planlar yapılmış, hatta girişimler olmuştur sözleri de eklenebilir. Hristiyan güçler, altı yüzyıldır Osmanlı Devletine değişik saldırılar düzenliyorlar. Parçalanması yüzyıllardır planlanan, çeşitli iç ve dış güçlüklere rağmen son zamanlara kadar direnebilen başka bir devlete rastlamak mümkün değil. Osmanlı Devletinin sonunun geldiği çok söylenmiştir, ancak Osmanlılar her seferinde ya kendi güçleriyle ya da beklenmedik yardımlar alarak ayağa kalkabilmişlerdir. Bu nedenle, 1912 yılında Balkan Savaşı başladığında, Türkiye'nin çabuk ve mutlak bir yenilgiye uğraması beklenmiyordu; aksine Türkiye'ye karşı birleşenlerin eylemleri tedbirsizlik sayılıyor ve bu ülkelerin gerektiğinde nasıl korunabileceğinin hesapları yapılıyordu. İster belirli dönemlerin incelenmesi biçiminde olsun, ister genel çerçeve içinde düşünülsün, ya da Boğazlar gibi özel durumların araştırılması için olsun, Doğu Sorunu çok sayıda araştırmanın konusunu oluşturmuştur. Bu araştırmalarda bazı politikacıların, hatta bazı hükümdarların projelerinden söz edilmiş, ancak çeşitli taslaklar bir araya getirilip, bir bütün halinde, karşılaştırmalı olarak incelenmemiştir. Ögrencim olmasıyla övünç duyduğum saygın bir diplomat, Türkiye'nin paylaşılmasına, Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa'dan adeta tamamen yok olmasına tanık olduğumuz şu sırada, bu paylaşmaya ilişkin projelerin bir envanterinin yapılmasının ilgi çekici olabileceğini düşünmüştür. Romanya'li diplomat olan Mösyö Djuvara bu çalışmasını eski hocasına göndermiş ve önsözünü yazmasını istemiştir.Ben de bu görevi sevinerek kabul ettim. Osmanlı Devleti'nin paylaşılması ile ilgili taslakların okunması hem eğlendirici, hem de öğretici; ben bu araştırmadan alınması gereken dersleri belirtmeye çalışacağım. Önce "Kutsal Toprakların" ele geçirilmesi ile ilgili, Haçlıların devamı sayılabilecek taslaklar var; daha sonra, Türklerin Avrupa'ya yerleşmesini izleyen dönemle ilgili planlar var. Bunlardan bir bölümü, Papa X. Leon ve V. Pius örneklerinde olduğu gibi, Papaların hazırladıkları ve hristiyanlığın genel çıkarlarını göz önüne alan tasarılar; diğerleri ise, I. François, XIV. Louis, Koca Petro, Büyük Katarina, II. Josef, Napolyon ve Aleksandr gibi kendi ülkelerinin çıkarlarını hesaplayarak hareket eden hükümdarların tasarıları. Erasmus, Leibnitz, Volney gibi filozof ya da bilim adamları da paylaşma tasarıları yapmaktan kaçınmamışlar. Erasmus, pek de felsefi sayılmayacak bir üslupta Türklere karşı sanki bir iddianame yazmiş. Ona göre, "Türkler geçmişleri karanlık barbar insanlar": Latince: gens barbara, obscurae originis; "Hristiyanlarin varliklarini sürdürmeleri için Türkleri yok etmek gerek": Sic jugulare turcum ut existat christianus, sic dejicere impium, ut exoriatur pius. Leibnitz'in görüşleri ise siyasal nitelikli; onun asıl amacı Fransa Kralı XIV. Louis'i Hollanda seferine çıkmaktan alıkoymak; bu nedenle, onu Mısır'ı ele geçirmeye yönelten bir plan hazırlamış: "Sadece Mısır değil, tüm Doğu ayaklanmak için korkmadan güvenilebilecek bir kurtarıcının gelmesini bekliyor. Mısır fethedilince Türk İmparatorluğu'nun geleceği de belli olur ve her yanından çöker" diyen Leibnitz, Fransa Kralının Osmanlılara karşı gireceği bir savaşta, diğer Hristiyan Krallarla anlaşabileceğini sanıyordu; herhalde Fransızları bu yola çekebilmek için karşılaşılacak güçlükleri küçümsemişti. Türkiye'nin paylaşılması konusundaki projelerle ilgili bu kitabın incelenmesi kimi genel sonuçlara varılmasına olanak tanıyor. Bu taslakların tarih içindeki yerleri ve etkilendikleri koşullar, tüm dış ilişkiler tarihinde görülen örneklerde olduğu gibi, hiç de insanlığa örnek olacak nitelikte değil. Ülkeler arasındaki ilişkilerde, verilen söze sadık kalınmadıği ve güven duyulamayacağı izlenimi yaratılıyor. Bir hükümdar aynı zamanda, bir yandan Türkler'le ittifak görüşmesi yaparken, öte yandan Türkiye'nin paylaşılması konusunu başkalarıyla görüşebiliyordu.Osmanlı İmparatorluğu'nun geniş toprakları, sanki cansız bir mad