Barlas Özarıkça Seti - 2 Kitap Takım - 31.2 TL

Bir Bakmissin

33.92 TL39.9 TL

Throw Down Your Heart

29.99 TL36.5 TL
%22 İndirimliBarlas Özarıkça Seti - 2 Kitap Takım

Barlas Özarıkça Seti - 2 Kitap Takım

Yeni Fiyat
31.2 TL
Eski Fiyat
40 TL
Mağazaya Git

Set İçindeki Kitaplar;Ters AdamTers Adam her şeye ers bakan öfkeli bir adamın ve aşka türlü bir dünyaya ulaşmak için mevcut dünyaya karşı giriştiği saldırının hikâyesini sunuyor. Varoluşçu bir sorgulamayla radikal bir siyasi eleştiriyi bir araya getiren, yaklaşık otuz yıl önce yayımlanıp kaybolan bu sert romanın günümüzün sahih okurlarına anlatacak çok şeyi var. Bu romanı mühim kılan şey her şeyden önce bir öfke metni olması. Yaşadığı dünyaya öfkeyle bakan ve şeylerin temelini sarsmaya çalışan aksi bir anti-kahraman kötülüğü sahiplenerek, dünyayı mahveden sözde iyileri teşhir etmeye girişir. Özarıkça bu açıdan arkadaşı ve çağdaşı Oğuz Atay'a benziyor. Ve öfke damarıı Tutunamayanlar'ı ve Tehlikeli Oyunlar'ı akla getiren bir ür çeşitliliği ve ironiyle edebiyata tercüme ediyor. Övgü ve yergi son bulup asıl meseleye dönüldüğünde görülecektir ki, hayat ve akıl aynı yerde durmuyor.Bir Kayıp Romanın Hikâyesi (Önsöz)İlk yayınlandığında (1986) kıymeti pek bilinmemiş bu kayıp romanı keşfedişim bir bakıma Oğuz Atay sayesinde oldu. Geçen sene Atay'a dair bir atölye çalışması hazırlarken, Yıldız Ecevit'in biyografisinin bir kısmında bir iki cümleyle Ters Adam'dan ve yazarı Barlas Özarıkça'dan bahsediliyordu. Bu Oğuz Atayvari romanın yazarı aynı zamanda Oğuz Atay'ın yakın arkadaşlarından biriydi. Ama her ne hikmetse, günümüz okurları -Atay fanları dahil- bu romanın ve yazarının varlığından bihaberdi. Bir kayıp hazine bulduğum hissiyle, Nadir Kitap'tan (evet adir) kitabı ısmarladım. Ve evet, kayıp bir edebi hazineyle karşılaştım. Türkçe edebiyattaki kayıp demonik anlatılardan biri sahaflarda sararmış bir baskının içinde keşfedilmeyi bekliyordu. Modern Türkçe edebiyat çizgisinde Yusuf Atılgan ve Oğuz Atay arası bir yerde duran Barlas Özarıkça'nın bir anlamda yeniden keşfedilmesi farzdı. Encore'u arayıp Mehmet Öznur'a kitaptan bahsettim: Şahane bir roman buldum. Böylece kitabın yayın serüveni başladı. Bu romanı günümüz okurları ve yakın edebiyat tarihi açısından mühim kılan çok şey var. Her şeyden önce bu bir öfke metni (çağdaş edebiyatta gitgide azalan bir özellik); yaşadığı dünyaya öfkeyle bakan ve şeylerin temelini sarsmaya çalışan bir ers adamın, aksi bir anti-kahramanın hikâyesi. Ve bütün anti-kahramanlar gibi kötülüğü sahiplenerek, dünyayı mahveden sözde iyileri teşhir etmeye girişen bir sese ve bakışa sahip. Özarıkça bu açıdan arkadaşı ve çağdaşı Oğuz Atay'a benziyor. Ve öfke damarıı Tutunamayanlar'ı ve Tehllikeli Oyunlar'ı akla getiren bir ür çeşitliliği ve ironiyle edebiyata tercüme ediyor. Tarihi metinleri, siyasi propoganda metinlerini, romantik şiirleri, resmi devlet dilini, tiyatro metinlerini ve hatta bilimkurgu metinlerini iç içe geçirerek bir postmodern parodi sunuyor. Romanın aksi anti-kahramanı Fahri'nin hedefinde, tıpkı Atay'ın metinlerinde olduğu gibi, yavan ve konformist orta-sınıf burjuva hayatı var. Romanda Korkuyu Beklerkendeki tehdit mektuplarını andıran bir ehdit yayını bile var. Radyolardan, tehlike bir gün sizin de kapınızı çalar anonsları verdirtmeliydim... Aynı ses avizelerden, prizlerden, gölgelerden, ışıktan fışkırmalıydı: Tehlike bir gün sizin de kapınızı çalar... Romanın üstlendiği bu diğerlerini sarsma misyonuna, anlatıcının kendini deşelediği bir varoluşçu ton da eşlik ediyor. Bu açıdan da isim benzerliği taşıdığı Aylak Adam'ı akla getiriyor. C.'yi biraz daha karanlık ve daha öfkeli düşünün, Fahri'ye ulaşabilirsiniz. Romanı kayda değer kılan bir diğer şey de ülke tarihiyle, Cumhuriyet anlatısıyla ve elbette Doğu-Batı meselesiyle Tanpınar'ı akla getiren bir tonla hesaplaşmaya girişmesi: Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nün gizli varlığını kitabın çeşitli yerlerinde hissetmek mümkün. Yazıldığı dönemin, yani 80 sonrasının siyasi ve iktisadi fecaatlerine dair de ustaca göndermeler var kitapta. Askeri ve yeni kapitalist rejimi parodileştirerek anlattıktan sonra, 80 öncesi kuşağın aşka türlü bir dünya arzusunu da yepyeni ve ironik bir kanunname sunarak dile getiriyor: Hepbana hepbize dönüşecektir. Bu başarılmazsa hepbirlikte hepyoka dö